Ali Rıza Avni
Bugün sizlere, dünya müzik edebiyatına geçmiş piyano üzerine birkaç fıkra nakledeceğim:
Kalabalık bir toplantıda davetlilerden biri yanında oturan birisine sorar:
– “Aman!” der, “Şu kadın ne çirkin piyano çalıyor. Allah aşkına kimdir bu?”
– Eşimdir efendim.
– Affedersiniz yanlış söyledim. Güzel piyano çalıyor, fakat çaldığı eserler berbat. Kim bilir hangi sersem besteledi?
– Bendeniz bestelemiştim efendim…
Kapının zili çalar:
– Piyano akortçusuyum. Piyanonuzu akort etmeye geldim.
Evin hanımı:
– Ben akortçu çağırmadım. Bir yanlışlık olacak.
Akortçu:
– Hayır, yanlışlık yok efendim. Beni komşunuz gönderdi.
Bir piyano resitaline davetli idi. Biraz gecikmişti. Konser başladıktan sonra girerek sessizce yerini aldı. Yanında oturana sordu.
– Affedersiniz, eserin başına yetişemedim. Ne çalıyor acaba?
Adam büyük bir ciddiyetle cevap verdi:
– Piyano…
İki ahbap arasında:
– Kızım piyano çalmayı öğreniyor, karım da keman.
– Ya siz, bir şey öğrenmiyor musunuz?
– Ben de sabretmeyi öğreniyorum.
Büyük bir piyano üstadı, kibar bir ailenin ziyafetine davetli idi. Yemekten sonra ev sahibi davetliler arasında bulunan genç bir piyano heveslisini üstada takdim ederek kendisini dinlemesini ve fikirlerini söylemesini rica etti.
Genç fakat mağrur piyanisti dinleyen üstat:
– Tebrik ederim. Aynı Paganini gibi çalıyor, der.
– Aman, üstat!. Paganini piyanist değil ki..
– Evet, Küçük bey de öyle…
– Fikrinizce piyanoda en büyük zorluk nedir?
– Taksit ödemek..
– Kızımın piyano çalması sayesinde zengin oldum.
– Konserler mi veriyordu?
– Yoo… Komşularımın evlerini yarı fiyatla almamı temin etti.
Avni, A. R. (1962, Haziran 1). Musiki / Piyano üzerine fıkralar. Yeni Asır, s. 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç sonsuz teşekkürler…

