Ali Rıza Avni
Bugün dünyada en yaygın bir sanat olan musikinin tarih yönünden nerede ve nasıl başladığına dair kesin bir bilgiye sahip olmadığımız gibi bu sanatı ifade eden “musiki” veya “müzik” gibi kelimelerin de nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir.
Ancak her şeyin menşeini araştırıp bulmak çabasında olan insan zekâ ve muhayyilesi “musiki-müzik” kelimelerinin de nereden geldiğini bulmaya muvaffak olmuştur. Bu başarının tek kaynağı efsanelerdir.
Musikiye dair doğuda ve batıda çeşitli efsaneler var. Bunlar ilk bakışta birbirlerinden farklı bile görünse esas temleri bakımından birleşmektedir.
Eski Yunan masallarından birine göre, musikiyi Apollon yaratmış, çaldığı lirin tanrısal sesleri ile bilgi ve güzellik perilerini yani “müz”leri oynatırmış. Müzik kelimesinin kökü buna bağlıymış.
Doğu dünyasındaki efsaneler daha zengindir. Meselâ: Musikar (Mıskal) isimli bir kuş varmış. Gagasında yedi tane deliği bulunan musikar kuşu soluk alıp verdikçe bu yedi delikten yedi çeşit ses çıkarırmış. Musikinin kendi ve adı buradan geliyormuş.
Musiki kelimesine kök teşkil eden yani bu kelimenin izlerini taşıyan “müz” ve “musikar”lardan başka en çok değer kazanmış bir başka efsane de vardır. Musikici Kaknos kuşu efsanesi. İsmi çeşitli şekillerde telâffuz edilen (kuknoz, koknus, koknos vs. gibi) bu kuşun gagasında tam 360 delik varmış. Dağ tepesinde rüzgâra karşı oturur, gagasından garip garip sesler çıkarırmış. Hatta her delikten çıkan sesler ayrı makamlarda imiş. Kaknos’un güzel sesine hayran olan diğer kuşlar etrafına toplanırlar ve onu dinlerlermiş. Kaknos’un gıdası da bu kuşlarmış. Sesinden mest olan kuşları yemek suretiyle karnını doyururmuş. Bin yıl aşarmış. Ömrü sonunda yığmış olduğu odunların üstünde kanatlarını çırpmaya başlar ve çıkan sesler ateş halini alır, odunlar tutuşur, Kaknosçuk da yanıp kül olurmuş. Külleri üstüne yağan yağmurdan bir yumurta peydah olurmuş. Yeniden bir Kaknos dünyaya gelirmiş,. Erkeği olmayan Kaknos’lar böylece ürermiş. İşte şu bizim meşhur musikimizin cedd-i ekberi, gagasındaki 160 delikten 360 ses çıkaran e bin yıl yaşadıktan sonra kendi ateşiyle yanıp kül olan Kaknos’muş.
Divan şiirimizdeki “Âteş-zen” deyimi Kaknos kuşuna telmih edilmiş! ilah…
Bazı musiki tarihçileri yaşadığı yeri de tesbit etmişler. Kaknos kuşu Hindistan’ın Şenguna adasında yaşarmış. Nitekim bu adadaki en büyük dağın ismi de “Kaknasa”dır.
Çin’de yine bir kuşa bağlı başka bir efsane vardır. Fong isimli bir kuş varmış. Aslında Fuang Hoang denen bu kuş musikideki perde düzenini yaratmış. Bu kelime batı antikitesindeki Pan’ı hatırlatmakta ise de aynı şeyler değildir. Zira eski Yunanca’da Pan, kuş demek değildir.
Yunan efsanesine göre Tanrı Pan’ın kovaladığı Sirenks (Syrinx) adlı su perisi kaçarken Ladon ırmağına atılmış. Peri suyun içinde kamış oluvermiş. Pan, o kamışı koparıp bir düdük yapmış, Pan flâvtası, bu su perisinden doğmuş.
Bunlar, efsanelerden ancak bir kaçıdır. Eski Türk efsaneleri ise gerçeği biraz daha yakındır. Ayrı ve uzun bir yazı konusu teşkil eder.
Bugün kullanılan kelime en yakın olan ilk iki efsanedir ki “Musiki” kelimesinin menşeini bunlara bağlamak etimolojik yönden daha uygun olacaktır.
Avni, A. R. (1962, Haziran 8). Musiki / Musiki kelimesine dair. Yeni Asır, s. 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç sonsuz teşekkürler…

