Radyomuzdan sesler-sazlar: Bekir Sıtkı Sezgin


Ali Rıza Avni


İzmir Radyosu ses sanatkârları içinde ses güzelliği ile olduğu kadar klâsik vasıftaki eserleri okuyuşundaki hususiyet ve heme musiki sahasındaki ilmî çalışmaları ile dikkati çeken genç kıymet Bekir Sıtkı Sezgin sorularımızı şöyle cevaplandırdı: 

Sanat hayatınızı anlatır mısınız?
– 1935’de İstanbul’da doğdum. Babam Erzincan’ın Kemah kazasının Sıddıkoğulları sülâlesinden Hafız Hüseyin Sezgin‘dir. Henüz yedi yaşımda iken aynı zamanda güzel bir sese sahip bulunan annemden bazı eserler meşk ettiğimi hatırlıyorum. İstanbul’da güzide musikişinaslardan usûl, makamât ve üslûp dersleri alan babamdan bu mevzuda fazlasıyla feyzyâb oldum. 

Lise tahsilimi sırasında iki yıl devam ettiğim konservatuarda Şefik Gürmeriç, Dr. Nevzat Atlığ ve solfej hocamız Şive Hanım‘dan istifadeler sağladım. 1958’de intisap ettiğim İzmir Radyosu’nda o zamanki müdür Kanûnî Necdet Varol‘un derslerinden ve nazariyat hususunda da Kemânî Server Özbay, Güner Erman ile ayrıca Mehmet Kutlugün‘den istifadeler sağladım. Halen radyoda solist olarak çalışmakta ve korolara iştirak etmekteyim. 

En çok beğendiğiniz besteciler ve sanatkârlar kimlerdir?
Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Şevki Bey, Sadettin Kaynak. Zamanımız okuyucularından Münir Nureddin Selçuk ve Dr. Alâeddin Yavaşça.

Musiki dışında meşgul olduğunuz şeyler?
– Mevlidhanlık

Solist olarak çalışmalarınızda gaye nedir?
– Tâ, Buhurizâde Mustafa Itrî Efendi‘den tutunuz da Hacı Arif Bey, Şevki Bey ve nihayet bu zincirin son halkasını teşkil eden Lemi Atlı‘ya kadar gelen besteciler içinde her biri birer pırlanta kıymetinde eserler yaratanların ruhlarını incitmeden onlara yakışır bir tarz ve üslûpta okumak başlıca gayemdir. İşte böyle bir his ile durmadan çalışıyorum. 

En çok hangi enstrümanları seversiniz, saz çalıyor musunuz?
– Tanbur, Ney ve Kemençe. Tanbur çalıyorum. 

Sahnede okumayı düşünür müsünüz?
– Ciddi sanat konserleri hariç, sahnede okumayı aklımdan dahi geçirmiyorum. 

Mikrofonda heyecan duyuyor musunuz?
– Sanat biraz da heyecan değil midir?

Beste ile aranız nasıldır? Varsa bir şarkınızın şiirini verir misiniz?
– Bazı denemelerim var. Sanat kıymeti ne olursa olsun benim için ayrı birer mana ve değeri olan şarkılarımdan birinin şiirini sunayım. Neveser makamında ve Aksak usûlündeki bu şarkımın şiiri Mustafa Nafiz Irmak’ındır. 

Gelmiyorsun yakıyor bağrımı hicranın eli
Bu gönül neyle avunsun a güzeller güzeli
Beklerim gittiğin akşamları âvâre, deli
Bu gönül neyle avunsun a güzeller güzeli

Aşkı tarif edebilir misiniz?
– Bu tarifi şimdiye kadar gerçek manasıyla kim yapabilmiş ki…

Türk musikisinin bugünü ve yarını hakkındaki fikirleriniz nelerdir?
– Bugünkü durumda memleketimizde ciddi şekilde çalışan ve Türk musikisine lâyık olduğu kıymeti vererek icra-yı sanat eden ancak birkaç müessese göze çarpmaktadır. İstanbul Konservatuvarı, Emin Ongan Hoca’nın çalıştırdığı Üsküdar Musiki Cemiyeti ve İzmir’de Mehmet Kutlugün‘ün çalıştırdığı Musiki Cemiyeti vs. gibi. 

Başlarında liyakatlı ve ehil kimselerin bulunmasından dolayıdır ki, bu müesseselerde musikimiz lâyık olduğu seviye ve şekilde icra edilebilmektedir. Bunların dışında ve hatta radyolarımız da dahil, iyi ve kaliteli bir icra yapılmamaktadır. 

Bir Türk musiki konservatuvarı ve enstitüsü açılmadıkça geleceğe ümitvâr bir hisle bakmak fazla hayâlperestlik olur düşüncesindeyim.


Avni, A. R. (1964, Şubat 6). Musiki / Radyomuzdan sesler-sazlar: Bekir Sıtkı Sezgin. Yeni Asır, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Hakan Cevher tarafından yayımlandı

Musicologist

Yorum bırakın