Her hafta bir besteci ve eseri: Reşat Aysu


Ali Rıza Avni


Son asır neo-klâsik ve modern Türk müziği bestecilerinden biri olan kıymetli Kemanî Reşat Aysu 1326 yılında Tekirdağ’da doğdu. Bando şefi Halim Efendi‘nin oğludur. 

Bir musiki yuvası halindeki evlerinde musikişinaslar toplanır çeşitli eserler meşk ederlerdi. Daha doğdu günden beri kulağı musiki sesleri ile dolan küçük Reşat, henüz iki yaşında iken babasını ve bir hafta sonra da annesini kaybetti. Altı kardeşten küçüğü olan Reşat, büyükannesinin yanına sağındı. Ailece İstanbul’a göç etmeleri üzerine Darüşşafaka Lisesi’ne girdi. Çok ıstıraplı geçen çocukluk yılları sonunda küçük Reşat burada Zekâî Dedezâde Hâfız Ahmet Irsoy’un klâsik Türk musikisi derslerine devama başlayarak güzel sesi ve üstün musiki kabiliyeti ile hocasının dikkatini çekti. 

Henüz dokuz yaşında iken, arkadaşlarından birinin kendisine verdiği kemanı hocası Irsoy’un tabiri ile “Harika” denecek bir ustalıkla çalmaya başladı. Kısa zamanda notayı kendi kendine öğrendi. 

O devrin tanınmış hâfızlarından Sami, Celâl, Kemâl, Yaşar ve Burhan efendilerden dini eserler meşk etti. 

Reşat Aysu 18 yaşına geldiği zaman hocalarının ve musiki üstatlarının taktirlerini toplayan iyi bir kemanî olmuştu. 

İlk bestesini dokuz yaşında iken vücuda getiren Reşat Aysu bu esere ait hatırasını şöyle nakletmektedir: 

“O zamanlar Rıza Tevfik şiirleri herkesin dilindeydi. Ezberlediğim şiirlerinden biri olan ‘Ağla sevdiceğim gül ruhlerinden’ mısraı ile başlayan şiirini besteleyerek hocam Hâfız Ahmet Efendi‘ye okudum. Makamını bile kati olarak tespit edemediğim bu şarkımı büyük bir dikkatle dinleyen hocam taktir dolu ifadelerle beni teşci ederek şarkımın Râhatülervah makamında olduğunu söyledi. O günlerde henüz adını bile duymadığım bir makamda yaptığım bu ilk şarkımdan sonra beste sahasında çalışmalara koyuldum.”

1936’da Ziraat Fakültesi’nden Yüksek Ziraat Mühendisi olarak mezun olan Reşat Aysu Ankara’da kurmuş olduğu küçük bir orkestrayı yıllarca çalıştırarak genç birçok müzisyenin yetişmesine yardım etti. Bu arada hem Türk hem de Batı müziği janrında çeşitli eserler besteledi. 

1941’de Bornova Ziraat Mücadele Enstitüsü’ne tayin olunarak İzmir’e gelen Reşat Aysu burada Rakım Hoca ile tanıştı. Rakım Hoca merhumun eserlerinden çok büyük bir kısmını notaya almak suretiyle bu büyük besteciyi nisyana gömülmekten kurtaran üstat Reşat Aysu, 1945’de ilk İzmir Musiki Cemiyeti’nin kuruluşunu müteakip verdiği derslerle bugün gerek radyomuzda ve gerekse musiki çevrelerinde isimlerini duyduğumuz birçok kıymetli sanatkarlar da yetiştirmek suretiyle değerli hizmetlerde bulunmuştur. 

1956-57 yıllarında Madam Amati‘nin başkanlığındaki orkestrada birinci kemanist olarak çalışan ve daha sonra Ege Üniversitesi Türk musikisi korosunu kurarak çeşitli konserler vermiş bulunan Üstad Reşat Aysu memleketimizde solfeji en kuvvetli müzisyenlerden biri olarak vasıflandırılmaktadır. 

Türk ve Batı müziğini aynı derecede seven ve bilen bestecinin 300’e yakın değişik formlarda eserleri mevcuttur ki bunların çoğu polifonik olarak yazılmış olup ileri Türk musikisinin örneklerini teşkil etmektedir. 

Bilhassa saz eserleri çok değişik bir üslûp ve karakter taşıyan ve çeşitli enstrüman partisyonlarını ihtiva etmekte ve icrada yüksek bir müzikaliteye ihtiyaç hissettirmektedir. Eserlerinin bazıları orkestraya uygulanacak tarzda yazılmıştır. 

Halen Bornova Zirai Mücadele Enstitüsü Mütehassıs Entomoloğu olarak vazife gören Üstâd Kemâni Bestekâr Reşat Aysu‘nun bu nüshada iki sesli olarak yazılmış bir eserini yayınlarken kendisini musikimizdeki büyük hizmetlerinden dolayı tebrik ederek başarılar dileriz.


Avni, A. R. (1964, Şubat 20). Musiki / Her hafta bir besteci ve eseri: Kemani Reşat Aysu. Yeni Asır, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Hakan Cevher tarafından yayımlandı

Musicologist

Yorum bırakın